
Türkiye de mobilya imalat sektörünün gelişimi
1990 lı yıllara kadar geleneksel çizgisini devam ettiren Türkiye Mobilya sektörü bu tarihten itibaren sektöre orta ve büyük ölçekli firmaların katılımı ile ülke imalat sanayi içindeki payını ancak % 3 e çıkarmıştır.
Sektörde direk olarak 100.000’in üzerinde kişi istihdam edilirken bu alanda faaliyet gösteren işletme sayısı ~ 30.000’İ bulmaktadır. Sektörün ana hammaddesini temin eden orman endüstrisi ve dolayısı ile orman köylüleri ile birlikte çalışan sayısı 8 milyon kişiyi bulmaktadır. Bu ise Nüfusun %12’sinin orman, orman ürünleri ve mobilya sektöründe istihdam edildiği anlamına gelmektedir.
Mobilya sektörü son 15-20 yıl içerisinde orta ve büyük ölçekli işletmelerin sayısındaki artışla önemli bir gelişme sağlamıştır. Bunun sonucu olarak 2001 yılından itibaren dış ticaret dengemiz bakımından sektör artıya geçmiş ve yıllık %154 ithalatı karşılama ve %13 lük büyüme oranı yakalamıştır.
Dünya’nın en büyük Mobilya Pazarı olan Avrupa Birliği’ne ve modern anlamda mobilya kültürü ile yakın zamanda tanışan Orta Doğuya yakınlığımız ve son 5 yıldaki ekonomik ve siyasi istikrarı dikkate aldığımızda Türkiye’de mobilya sektörünün gerekli şartları ki - yazının ilerleyen bölümünde değinilecek- sağladığı zaman ileriki dönemlerde de hızlı gelişimine devam edeceği düşünülmektedir.
2005 yılı itibariyle, Dünya Mobilya üretimi 220 milyar $’ı aşmıştır. Bunun 150 milyar $’ı iç talep tarafından tüketilirken 70 milyar $’lık bölümü uluslararası ticarete konu olmuştur.Türkiye Mobilya Sektörünün üretimi ise 6 milyar $’ı aşmıştır. Bu rakam kereste, parke, yonga levha, lif levha, kaplama ve kontrplak üretimiyle birlikte ~ 8 Milyar $ dır. Mobilya ihracatı 2005’te bir önceki yıla göre % 25 1999 yılına göre ise % 500 artış göstererek 760 milyon $’a yükselmiştir.
Türkiye’nin Dünya Mobilya ihracatındaki payı da her geçen gün artmakta olup 2001 yılında % 0,34 iken 2005 yılında % 0,70 seviyesine çıkmıştır. Gelinen nokta itibari ile durum sevindirici, ancak ülke potansiyeline göre oldukça düşüktür. Türk mobilya sektörünün, dünya mobilya ticaretinden aldığı payın %5 ‘e çıkarılması orta vadede hedef olarak alınmalı ve bunun gerçekleştirilmesi için çaba içine girilmelidir.
Tüm veriler gelişen ve büyüyen bir pazara işaret etmekle birlikte her geçen gün artan küresel rekabet, işletmelerin stratejilerini sürekli canlı tutacak ve hedeflerini gerçekleştirecek, bilgi, teknoloji ve insan kaynağını en verimli şekilde yönetmesini mecburi kılmaktadır.
9.Kalkınma Planı verilerine göre 2001 yılından itibaren sürekli gelişen Mobilya Sektörü, Dünya’da ilk 25’te,Avrupa’da ise ilk 6.sırada yer almaktadır. Bu da sektörün büyüme potansiyelinin bir göstergesidir. Bu potansiyeli belirlemek adına 2014 yılı itibari ile Türkiye Yurtiçi Mobilya talep projeksiyonu yaklaşık 14.000.000.000 $ civarında yapılmaktadır. Bu rakam ise bugüne göre % 133 lük bir büyümeyi öngörmektedir. Sürekli büyüme kalıcı hale getirildiği sürece sadece iç talebe bağlı olarak Mobilya sektörü de genel ekonomik büyümenin üzerinde yıllık %13 büyüme potansiyeline sahip olacaktır. Ancak ülkemizdeki tüm reel sektörler gibi mobilya sektörü de kredi faizlerinin aşırı yüksekliğinden , Türk Lirasının aşırı değerlenmesinden , istihdam üzerindeki vergilerin ağırlığından , kayıt dışılığın kontrol altına alınamamasından dolayı olumsuz etkilenmektedir.
200 metrekare atölyelerden , 100 bin metrekare tesislere kadar üretimi yapılan bir ürün olan mobilya; üretici firma sayısındaki fazlalık ile diğer sektörlerden farklılaşmaktadır.
Değişen dünya ve yaşam anlayışı ile birlikte Mobilya da bir ihtiyaç olmanın yanında zevk ve yaşam alanlarının vazgeçilmezi olmayı başarmış , mekanların aksesuarı olarak sadece üst gelir gruplarının değil geniş toplum kesimlerine hitap edecek tarzda modern mimarideki yerini almıştır.
19 yüzyılda ve 20. yüzyılın ilk yarısında daha çok sarayları ve ağa konaklarını tefriş için kullanılan mobilya günümüzde sektörün endüstrileşmesi ile geniş kitlelere hitap eder hale gelmiştir. Sektörün gelişimi ve genel ekonomik gelişmişlik açısından bunun faydası görmezlikten gelinemez. Ancak her sektörde olduğu gibi mobilya sektöründe de aktörler doğuş ve gelişim bölümünde sergilemiş oldukları başarıyı olgunlaşma döneminde gösterememekledirler.
Başarısız olunan nokta nedir? Bu açıdan bakıldığında öncelikle mobilyaya anlam katan unsurlar estetik, fonksiyonellik ve aksesuar gibi önemli ayrıntılardır; Bir de günümüzün bakış açısına göre doğru malzemenin seçimi önemli bir konudur. Estetiği, fonksiyonelliği ,aksesuarı seçilen tarza uygun malzeme ile yoğuracak işinin ehli tasarımcı eksikliği sektörün dünya piyasaları ile rekabet etmesinde önündeki en büyük engeli teşkil etmektedir.Şu halde Türkiye Mobilya sektörü %90 oranında iç piyasa bağımlı olarak çalışmaktadır. Sektörün içerideki dalgalanmalardan etkilenmeden büyüyebilmesinin yolu ise ortak zevklere veya odaklanılan pazarın zevklerine göre dizayn ve tasarıma ağırlık vermekten geçmektedir. Kısacası esasta farklılıkları ortaya koyacak kadroları sektöre kazandırmak yegane çözüm yoludur.
Sektörün ikinci ana sorunu MARKALAŞAMAMA veya markalaşmanın ehemmiyetinin henüz yeterince algılanamamasıdır. Buna çok büyük ihtiyaç vardır. Fakat markalaşmanın önemi ve markalaşmanın ifade ettiği anlam maalesef sektör temsilcileri tarafından henüz doğru olarak ve yeterince algılanabilmiş değildir.
Dünyada bütün gelişmiş sektörlerin ortak özellikleri rekabete paralel olarak yan sanayinin de gelişmişlik düzeyi bakımından ileride olmasıdır.
Bu sektörlerde üretici ihtiyaçlarını çok iyi anlayabilen, üretici ile aynı tarzda düşünebilen teknik ve yönetim kabiliyeti gelişmiş, hızlı cevap verebilen, kalitesini sürekli artıran güçlü işbirlikçilere her zaman ihtiyaç vardır. Sektör bu eksikliği mutlak surette aşmalıdır. AB’ye girme sürecindeki ülkemiz için yapacağımız en önemli katkılardan biri de sektörün özgün dizaynlar oluşturabilme, üretkenlik kabiliyetini geliştirme ve buna bağlı olarak ta küresel pazarda daha geniş payları elde etmemize imkan sağlayacak yapılanmalara gidilmekte geç kalınmamasıdır. Unutmayalım ki fırsatlar baki değildir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder